mevsimsel

4 Mevsimin Sultanı

Şimdi deriiiin bir nefes alın ve arkanıza yaslanın. Neden mi? Çünkü bahar geldi. Erik, çağla badem yiyeceğimiz günler uzak değil! Saatler ay sonunda ileri alınacak. Ki en sevdiğim kısmı da bu. İçim daralıyor hava erken kararınca. O Kasım Aralık benim için kabus gibi. Neyse ki bitiyor, az kaldı. Az daha sıkalım dişimizi.

Kat kat giyinmek, kalın giyinmek, giyindikçe giyinmek dönemi de yakında bitecek. Güney beyin bembeyaz bacaklarını doyasıya mıncırma zamanı yaklaşıyor. Giyinik olunca da mıncırıyorum ayrı konu ama, böyle cıbıldak olunca hem dişlere hem gözlere şenlik. (Buraya gözleri kalpli smiley gelecek)

Bahar güzel mevsimdir vesselam. Pazara çıkmak bile ayrı bir keyif. Mis kokulu köy biberlerinin, domatesin; pazarın dışından bile duyulan çileğin kokusu sardı şimdiden içimi. Şu kocakarı soğuklarını da atlatalım hele bir.

Üşümeden, terlemeden uzuuuun yürüyüşler yapabileceğimiz, çayıra çimene yayılabileceğimiz günler yakın, meşaleleri yakın!

Yaz Kapıdan Baktırır..

Közlendi mi patlıcanlar? Kavunu kestin, soğusun diye dolaba koydun mu? Bir yanda çimçim karideslerin haşlanıyor değil mi?

Balkonda yaktınız tabii mangalı, ev balık kokmasın. Koksun ya da, ne güzel değil mi? Az mı sırf kokusunu içine çekmek için gezerdin Kadıköy’deki balık pazarında? Bir bira açtın belki buz gibi yemeği hazırlarken, inceden bi Zeki Müren sesi geliyor radyodan..

Deniz börülcesi bulmak için pazara gittin geçen gün, hem çok lezzetli hem hazırlaması çok kolay; seviyorsun ayıklamayı.

En önemlisi salata aslında. Salata mühim abicim. İyi bir salata lazım balığın yanına. Ama bir de köpoğlu gerçeği var ki senin için; olmazsa olmazı rakı sofrasının. Patlıcan diye bir sebze, sırf köpoğlu için yaratılmış sana göre.

Yoğurtlu semizotunun yeri de ayrı, hakkını yememek lazım.

Sofra hazır; buzluktan ehl-i keyfler alınsın, Tekirdağ Altın Seri’ye de “elma” densin, çıksın artık dolaptan..

Her şey tamam. Yaz gelebilir artık.

Hadi!

 

551661_10151163346307571_1509197542_n

 

 

Bir dakika şimdi, önce bir şunu aç; Bulutsuzluk Özlemi – Güneye Giderken

Okurken dinlemeni istiyorum. Hah.

 

 

Hadi bak yine yaz olsun.

 

Çok da düşünmeden atlayalım yine arabaya, istikamet hep Muğla. Bu sefer Datça mı, Söğüt mü, Bozburun mu, Gökova mı sen karar ver. Belki daha önce uğramadığımız bir yer olur? Bağıra çağıra eşlik edelim yine Nejat Yavaşoğulları’na; Yolda güneş yükse-liiiii-yoooor-duuu; güneye giderken!

Sabahları botla açılalım bir koya; sen dal ben olta yapayım. Giderken ve gelirken muhakkak sırtı çekelim ama! Biraz fazla açılırsak, Symi de konaklarız hem.

Akşam dönelim pansiyona, Söğüt’e gitmişsek, Pakize ablanın müthiş yemeklerinden yiyelim. Sofrada salata, deniz börülcesi, ahtapot, kalamar, karides, lahoz, midye olsun.. Bir de 35lik; yeter bize.

Dönüş yolunda üşenmeyelim, Bodrum’a uğrayalım. Bitez’deki dondurmacıdan mandalinalı dondurma; izmir yolundaki mısırcıdan kaynamış mısır alalım.

Söke’de trafik çoktur kesin, Kuşadası’ndan kaçalım.

Bu kadar sıradan hayata inat, biz hep “Hadi mi? Hadi!” mantığında yaşayalım.

Sevmekten Usanmam..

“bahar geldi bahar geldi” diyorum ya hani.. böyle hem buruğum, hem içim kıpır kıpır ya..

baharıma en yakışan şarkıyı buldum bugün.. geçen sene bu zamanlar bu şarkıyı bilsem delirirdim herhalde, iyi olmuş bu sene öğrendiğim bir yandan.. çok fena çok! ben günlerce bunu dinleyeceğim şimdi, sabah uyandığımda dilimde bu olacak, biliyorum..

bir yerlerde, henüz ulaşamadığım, saramadığım; içimde tıkılıp kalmış bütün seslerime rağmen hala orda olduğunu bildiğim, bir türlü dokunamadığım her şey için.. “bir sabah gülerek uyan”acağım biliyorum; ve dudaklarımda bu şarkı olacak.. arayıp dinleteceğim “o”na, halihazırda elimde “o” numara henüz olmasa da.. biliyorum. aşk şarkısı işte bu, bahar şarkısı; kimseye dinletmeyeyim, kimse bilmesin.. ama bir yandan herkes duysun, bilsin, bana söylerken eşlik etsin herkes.. neden olmasın? neden?

“umutsuz olduğu bir anda; sevmek ister her insan..
birazcık şanslıysan neden olmasın?

kendinden emin değilsen sevme;
bensiz mutluysan hep öyle kal..

eğer her gece yattığında,
büyülü düşler sana
benden bahsediyorsa..
hemen tatlı uykundan uyan,
çünkü ben hiç uyuyamam
seni düşündüğüm zaman..

ben ki sevmekten hiç usanmam..”

(bensiz mutluysan, sen beni bilmez, ben seni tanımazken; girme hayatıma.. incitme, yorma, sarma beni.. sevme beni ne olur; seni bilmediğimden sensizliği de bilmiyorum ben şimdi, rahatım böyle.. heveslerinin geçici durağı ben değilim inan, ben değilim “öyle takılacağın” kadın.. yoruldum, acıdım, duruldum.. acılarının sığınağı ben değilim, kullanışsızım ben, heveslerinin sığınağı değilim.. sevme beni, bensiz huzurluysan.. huzuru veren bensem şayet, başka kollarda arama.. düş peşime, düşüme gir.. ben ki sevmekten hiç usanmam.. sen de usanma.. uslanma..)