Kadıköy

Deniz Yıldızı


3 yıldır bekliyoruz.. geldi nihayet “deniz yıldızı“.. “adında yıldız geçen albüm“.

albümü şu sıralar çeşitli sebeplerden edinemeyeceğimi düşünürken; insanlar için küçük masallar hazırladıkça mutlu olabilen bir küçük peri kızı getirip kucağıma bıraktı; kadıköy’ de bir çilekli pastanın içinden denize bakarak ağlarken ben..

şimdi, bu yazıda tek tek şarkılardan bahsetmeyeceğim; şarkılar nazarımda anılandıkça gelecektir zaten zaman içinde bir şeyler.. bu yazıyı yazma amacım sadece albümü kutlamak.. yine harikasın sezen; yine en güzel, yine en naif..

bu arada, en sevdiğim deniz canlısının deniz yıldızı olduğunu; yıldız biçimine bayıldığımı söylemiş miydim? nasıl anlamlanıyor bazen bazı şeyler.. nasıl..

Konu Salağı

merhaba sevgili pretty in think okuyucuları. nasılsınız? beni soracak olursanız ben çok iyiyim. mutluluktan gebereceğim yani hatta, öyle böyle değil. ihihih ihi.

sizlere nacizane bir kaç tavsiyem olacak. öhhöm. ebet, başlıyoruz;

– sabah 5 dakika fazla uyumak için, işe yürümek yerine dolmuşa binmeyin.
– hadi o 5 dkaikalık uykunuza kıyamadınız ve dolmuşa bindiniz diyelim; telefonunuzu eşofmanınızın cebine koymayın.
– hadi koydunuz diyelim, eşofmanınızın cebini açık bırakmayın.
– hadi bıraktınız diyelim, dolmuştan inerken oturduğunuz yere bir bakın..
– akıllı olun akıllı.. sevdalı gibi dolanmayın etrafta.

*** 1176 plakalı sevgili dolmuş şoförü amca! sana çok teşekkür ederim. aramayı nasıl becerip akıl ettiysem; aradığım anda, ben henüz hiçbir şey söylemeden, “plaka 1176, saat 10 buçukta evlendirme dairesinin önünde(yani benim indiğim yer) olun, vereyim telefonunuzu kızım.” dediğin için, dürüstlüğün ve iyi niyetin için teşekkür ederim sana! =) ***

evet, zaman zaman biraz şaşkın olabiliyorum.

Soğuk Ulan!

evet. soğuk.. =((

kalorifer yok mu? var. yanmıyor mu? yanıyor. ama soğuk işte.. kadıköy civarında oturan insanlara uyarı olarak şunu söylemek isterim;

efenim eğer camdan baktığınızda pc başında; kafasında bere, ellerinde parmaksız eldiven, üstünde pembe bir sabahlık ile noel baba/mahallenin delisi/kardan adam karması bir şey görürseniz o benim. paniğe kapılıp polisi filan aramayın. yaz gelince düzeleceğim, söz.. soğuktan hepsi =(((

burunluk istiyorum ben bir de mümkünse. duyan, böyle bir eşyanın varlığına dair bilgisi olan varsa bir zahmet.. burnum buz gibi oluyor ve ben bundan nefret ediyorum!

bi daha düşündüm de, ı ıh, hiçbir yönü ile çekici gelmiyor kış bana. en güzeli ilkbahar.. hem aşk mevsimi, kanı kaynıyor filan insanın.. nefis.

az kaldı allahtan.. =)

Uyku, Ne Olur..

içimdeki ıssızlığın soğuğu hiçbir şeye benzemiyor..

ne olacak? başıma ne gelecek? sıkıldım artık.. yatağından kopmuş bir su birikintisi gibi, yara yara gidiyor ellerimden hayat.. ne önüme bakabiliyorum ne ardıma. karanlık her yer.

kadıköy..

“geçen gün şu sokakta birinin gırtlağına bıçak dayayıp 160 ytlsini almışlar..”

olur öyle..

pazar sabahları akordeon sesiyle uyanırdım eskiden.. neden çalmıyor artık akordeoncu çocuk? neden? o da mı gipmiş?

olur öyle.. gidenler olur, gelenler olur.. “önündeki maçlara bak” der herkes, sen gülersin.

saat 03.30.. bok var bu sokak lambasının altında evet.. gelin ve burda geyik yapın, başka bir yer yok çünkü.. yine uykumdan ettiniz! tamam, kimi kandırıyorum ki? etmediniz, ben zaten dönüp durduğum için yatıp geri kalktım.

***

– şu karşı çatı katı ne güzel görünüyor di mi?
– evet
– çok huzurlu geliyor bana orası..
– bana da. sanki içinde yaşayanlar hep çok mutluymuş gibi değil mi?
– evet.
– bi gün kapılarını çalıp, “merhaba mutlu musunuz gerçekten? huzur var mı bu evde?” diyesim var..

***

olur öyle.. geçer sonra.

misal canım bir şeyler istiyor şu saatte, değişik böyle, ama yiyesim yok. hiç acıkmıyorum. arkadaşlarım benden nefret ediyorlar bu yüzden.. ama aç hissetmiyorum.. yemek de yapmak istemiyorum. geçen gün bi makarna yaptım, bir kaşık almadan çöpe attım, çirkin görünüyordu, güzel olmamıştı. sanırım yemek yapabilitemi kaybettim.

olur öyle.. olur mu hakkaten? renklerim geri gelecek mi? pembeyi sevecek miyim yeniden?

eskiye ait bir şeyler okudum az evvel. “ne eğlenilmiş, ne gülünmüş” dedim kendi kendime, özendim.. sanki başkasıymış gibi eğlenen.. ben değil miydim domuz gibi kükreyerek gülen halbuki? bendim =)

özendim ama işte, tuhaf hissettim.

olur öyle.

geçer belki.