doğumgünü

Hepinize İyi Niyetle Gülümsüyorum..

30’a adım attım bugün. 29′ u bitirdim yani, 30’u değil.

yazacak çok kelime var, biriktirilmiş ve satırlanmayı bekleyen güzel şeyler.. ne zaman yazsam nazar değdiğinden mütevellit, yazmıyorum artık. çok mutluyum, sahip olduğum ve olamadığım her şeyle, kendimle, yaşamımla ve dahil olan herkesle.. ötesinde söze gerek var mı ki zaten?

artık her ne kadar biraz büyümüş hissetsem de, hala 25 yaşlarımda bir yerlerdeymişim gibi geliyor. bundan da çok memnunum. yaş alanlar, üzülmeyin, en güzeli ne biliyor musunuz? canınızı sıkan sizden küçüklere “hadi oradan dünkü bok!” diyebilecek, size sataşan ve sizden yaşlı olanlara da, çok özendikleri bu yaşınızla hava atabiliyor olmanız. çok kullanışlı, pek ergonomik..

bir de şarkım var bu yaşıma dair, kadıköy’de bıraktığım çilekli pastamla birlikte, alayınıza gelsin..

“sizin alınız al, inandım..
sizin morunuz mor, inandım..
tanrınız büyük, amenna..
şiiriniz, adamakıllı şiir..
dumanı da caba, dumanı da caba..

bütün ağaçlarla uyuşmuşum,
kalabalık ha olmuş, ha olmamış..
sokaklarda yitirmiş, cebimde bulmuşum..
ama sokaklar şöyleymiş..

sokaklar şöyleymiş, ağaçlar böyleymiş..

ama sizin adınız ne?
benim dengemi bozmayınız..

aşkım da değişebilir, gerçeklerim de..

pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı,
yan gelmişim dizboyu sulara,
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum..
hiçbirinizle dövüşemem..

 

siz ne derseniz deyiniz,
benim bir gizli bildiğim var..

sizin alınız al, inandım
morunuz mor, inandım..

 
ben tam kendime göre,
ben tam dünyaya göre..

 

ama sizin adınız ne?

benim dengemi bozmayınız..

****

bu kadar güzel anlatabilir mi bir insanı bir şarkı? varlığı ile günümü daha da kutlu bir hale getiren tüm dostlarıma teşekkürlerimle. iyi ki varsınız..

Teeey Tey


ne blogun 2. yaşını kutladım(ağustos’ daydı); ne de yarın doğum günüm olduğu halde hafta içersinde bir “hediye alınabilineybıl şeyler listesi” yaptım bu sene.

2009′ dan nefret ediyorum. o kadar az güzel şey oldu ki bu sene.. 2008 ne güzeldi halbuki.. yine kötü şeyler vardı ama o kadar güzel şeyler oldu ki her şeyi unutturmuştu.. bu sene, kolejde çalıştığım zaman boyunca hayatı, sevdiğim herkesi ve her şeyi öyle ıskaladım ki, geriye dönme şansım olsa herhalde orası ile çalışmazdım. çünkü 10 aylık çalışma sonrasında benden bambaşka bir şey çıktı orada çalışmam neticesinde.. ne güzel insandım ben yahu; neşeli, fıkır fıkır.. yeri geldiğinde densiz, pervasız.. yine öyle olabilmek istiyorum. kimseye eyvallah etmeden, içimden nasıl geliyorsa öyle davranmak istiyorum. aslında en çok içimden eski halim gibi davranmanın gelmesini istiyorum..

bu sene, benim için kayıp geçmiş bir yıl olacak. 2009′ dan çıkmak ve mümkünse bir daha bu seneye dair bir şey hatırlamamak istiyorum. çok net.

doğum günü yazısı yazacaktım, nereye gitti olay; yılbaşına geldik.

neyse.. yarın doğumgünüm. her yıl içim kıpır kıpır olur normalde, bu sene de ölü balık gibi değilim çok şükür ama çok da voink modumda değilim açıkçası.

olsun. yine de, inandığım her şey için; gireceğim yaşın bana huzur ve mutluluk getirmesini temenni ediyorum kendim için. her şey “artık” güzel olsun ne olur..

*bu da kendime doğumgünü armağanım olsun..

“gözlerin
umutlardan bir haber veriyor..

aşık olacak gibisin,
gözlerinde atıyor kalbin,
ve bir eylül akşamında, yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun..
yürüyorsun.. yürüyorsun..

yorgunsun;
akan sudan daha çok yorgunsun..

yalnızsın;
bir damla kadar göl içinde yalnızsın..

aşka dönecek gibisin,
gözlerinde atıyor kalbin,
ve bir eylül akşamında yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun..
yürüyorsun.. yürüyorsun..”

1 Hafta Sonra

bir hafta sonra doğumgünüm. neden bilmiyorum, kazık kadar olmama rağmen hala doğumgünlerimi deli gibi bekliyorum; içimde bir sevinç, sanki çok güzel bir şeyler olacakmış gibi.. çok eğlendiğim güzel doğumgünlerim oldu son bir kaç yıldır, ancak hiçbir zaman da bir mucize yaşamadım sanırım. beklentimin ne olduğunu da bilmiyorum, sanırım çok fazla romantik-komedi, perili film filan izlemekten oluyor bunlar.

bu sene istanbul’ da da değilim artık. alıştığım gamze, koray, cengiz üçlemesi ve diğer arkadaşlarım yanımda olamayacaklar. keşke hepimizin deli gibi parası olsa, çalışmak zorunda filan olmasak da basıp gelebilseler.. nasıl mutlu olurdum, anlatamam..

velhasıl, aslında şu an içimin sıkışıklığı da normal. her doğumgünüm öncesinde yazın bitişine üzülüyorum çünkü.. bir de, mal gibi, son derece her günkü gibi bir gün olmasın istiyorum doğumgünüm. biliyorum muhtemelen bu sene öyle olacak, ama olmasın yani ya.. nolur..

İyi ki Doğmuş


bir taneciğim, sevgili sevgilim, cicim, biriciğim, kaymaklı ekmek kadayıfım, sinaritim, canımın içi, aşkımın doğum günü bugün ahali. kendisi balıklarla ve sualtı ile kafayı sıyırmış yarı-deli bir insan olduğundan, kendisine yukarıdaki balıklı-sualtılı pastayı armağan etmek istiyorum bu yüzden..

şaka bir yana, hep diyorum, yazacak ve söyleyecek çok şey var ama kelimeler yavan kalıyor ne yazık ki. ne zaman yazıya oturup bir şeyler yazacak olsam gökhan ile ilgili, durup dönüp aynı şeyleri yazıyormuşum gibi geliyor. o yüzden susuyorum, büyüsü bozulmasın.

hayatımda olduğun için çok mutluyum sevgilim. iyi ki doğdun. mutluluğumuz daim olsun. seni çok seviyorum..

Special Thanks to..

bu sene aldığım doğumgünü hediyelerim maddiden öte maneviyata dönüşerek çoğaldı.. bunlarla ilgili hissiyatlarımı anlatamam sanırım ne kadar uğraşsam da.

yüzüm gülsün diye benim seveceğim düşünülerek edinilmiş, ya da “ben seviyorum bunu, pireti de sever” diyerek kendiyle bir tutularak düşünülmüş bir dünya şey.. dünya. evet. uzakları yakın eden “istanbul yolcusu kalmasın” tadında incelikler.. sevgilim, sevgim.. küçücük şeffaf zamanlar; olduğu gibi, derinden samimi.. ineklerim, pembelerim, zaaflarım.. dağarcığım..

öyle güzel insanlar var ki etrafımda, ben zaman zaman odunluk etsem bile gitmiyorlar. hiç gitmesinler. asıl armağanlarım onlar benim, biliyorum ki bir çoğu evladiyelik.. emin olmadıklarım da zamanla ya elenir, ya da emin olduklarım arasına girerler zaten.

çok seviyorum hepinizi.. şımarmamdan korkmadan söylediğiniz şeyler için, ne olursa olsun-ne olursam olayım yanımdan hiç ayrılmadığınız için. içimde bir zamanlar açılmış ve asla kapanmayacak gibi görünen sevgi boşluğunu var gücünüzle doldurduğunuz için..

teşekkür ederim.

bundan 20 yıl sonra dahi, kucağınızda çocuklarınız, pörsümüş gıdılarımız ve siyatikten kasılan bacaklarımızla yine kutlayalım doğum günlerimizi.. iyi ki varsınız, şükretme sebebimsiniz.

isim isim belirtmiyorum, bilen bilir kendini.

***- sayiiiiit! gitme olm gitme!***

seviliyorsunuz!