Blogger

Kurtlar Vadisi: Blog Savaşları

image

 

Blog savaşları yazdım ama aslında tüm bloglar değil kastettiğim savaşın tarafları. Anne bloggerlar! Hepsi degil tabii ki, onu baştan belirteyim. Ama o bazıları yok mu bazıları….

Meşrebimce havalı bir giriş yaptıktan sonra, öncelikle söylemeliyim ki ben aslında yalnızca bloggerım galiba. Yani tamam 9 ay önce anne de oldum ama annelikle ilgili gelip yazmıyorum sadece. Kaldı ki, bol vakitli arkadaşlar açsın okusun, 2007’den beri bu blogda yazıyorum. Aşk acıları, Kadıköy, kişisel vızıldanmalar var burada bolca. Uzun aralar verdim, sonra yeniden yazmaya başlayınca bir süre blogumun adını anneli bi şey yapayım istedim. Anacım, güzel blog isimleri hep kapılmış! PrettyinThink iyidir dedim, benim kıymetlimdir dedim devam etme kararı aldım. İtiraf edeyim üzerimden büyük bir yük kalktı. Çünkü ben oturup sadece annelik hakkında yazamam güzel kardeşim, içim bayılır benim bir noktadan sonra.

Gelelim bu anne blogger savaşlarına. Okuyorum okuyorum, hiçbir sonuca varamıyorum. O ona bir şey demiş, diğeri sen benim arkadaşıma nasıl öyle dersin diye girmiş, bu arada bir kaç marka sponsor olmuş, o tutmuş bu pişirmiş. Hani bana hani bana diyenler de gökten düşen 3 elmayı paylaşmaya çalışırken birbirinin gözünü oymuş. Yemin ederim fabl gibi. Hiç anlayamadım bu kadar hırs ne için. Instagram ve Twitter’da hatırı sayılır bir takipçi sayım var, çalıştığım 1-2 firma da oldu. Hatta bu işleri oturup konuştuğum, danıştığım insanlar da oldu. Kimsenin gözünü oymadım şükür. Sözlerim asla bu sponsor işlerini edebiyle yapan, seçici, kendini bozmayan arkadaşlarıma değil. Bu artık ciddi bir gelir kapısı, doğru düzgün yapıldığında da gerçekten sana bana doğru ürünleri ve doğru üreticiyi tanıtmak adına faydalı bir iş. Neden olmasın? Ama iş kapacağım diye birbirini kötülemek kabul edilemez bir şey nazarımda.

Bu arada, böyle konuştuğuma aldanıp her şeyden haberim var ve dahilim sanılmasın. İnanın hiçbir fikrim yok çoğu kavga dövüş ile ilgili. Bir, evladını kaybeden bloggerlar konusunda insanların ahmaklığına, yapılan inanılmaz yorumlara şahit olup kahroluyorum. Bu konuda sözüm yok, tükendi, içim kaldırmıyor. Bir de geçen gün manyakanne’nin #cocuklaraoruyoruz kampanyasını bitirdiğine dair açıklamasını gördüm. Nedenini bilmemekle birlikte yine bu tip yorumlar nedeniyle olduğunu tahmin ediyorum. Olaylara bakış açıları, yapılan vicdansız yorumlar, kişisel tatminsizliklerin sonucudur. Hamurunda sevgi ve saygı olmayan insanlar maalesef sevgi ile yola çıkılmış projelere de böyle köstek oluyorlar.

Velhasıl, o savaşa hiç dahil olmak istemiyorum. Olduğum noktada iyi ve huzurluyum. Bozmayınız. Kalbinizi kırarım.

Hayatımız Savsaklamak

Uzun zamandır yazacağım yazacağım diye kendimi motive etmeye çalışıp, her kahve sohbetinde ya da iyi bir blog yazısına denk geldigimde “Bu sefer başlıyorum kesin yazacağım!” diyorum. Bu blog işini paraya dökebilmiş arkadaşlarıma gıpta ediyorum tabii ama aslında tek beklentim istediğim gibi yazıp içimi boşaltmak, zehrimi akıtabilmek.

Gebelik bloğu tutmam için yoğun istek ve hatta baskı vardı, az da olsa bir şeyler karalayabilmiştim süreç boyunca. Şimdi benden “annelik” vasfı üzerine yazmam bekleniyor ama ben de ayrı bi cinsim ve böyle beklentiler bende ters tepiyor. Neyse bi şekilde telefondan siteye girmeyi becerebildim, bundan sonra belki biraz sayıklarım buralarda. Twitter iyi hoş da, malumunuz 140 karakterle istediğim gibi çemkiremiyorum.

Epey Zaman Sonra

Bir varmış, bir yokmuş.. Çok uzun zamandır sahip olduğu internet sitesine, çeşitli sebeplerden ama en çok üşengeçlikten, yazmayı uzun zaman önce bırakan bi kız varmış. Halbuki anlatacak çok şeyi, söyleyecek bir yığın sözü varmış. Ah o Twitter yok muymuş o Twitter.. Bütün söylemek istediklerini oraya yazar olmuş. İlk başlarda 140 karakter olması biraz sıkıntı yaratsa da, zamanla alışmış.

 

Yazıyı tam burada kesip yavaş yavaş pişen kurbağalara bağlayacaktım ama çirkinleşmek istemedim. Blog fırtınası varmış efenim. Şuradan okuneybıl. Ben de uzun zamandır bloga yazasım gelip gelip üşenen bir birey olarak bu gaza gelişimden umutluyum. Bakalım bu sefer şeytanın bacağını kırabilecek miyim?

 

Ya şimdi bir de evlendim barklandım, bu blogda ne aşk acıları ne sıkıntılar var. Bir yandan hepsi bana ait, ne gocunacağım.. Ama işte düşünüyorum, çoluk çocuk olunca da buraya mı yazacağım diye. Sanırım evet. Her şey bütün bütün dursun burada. Sonuçta kocama nasıl aşık olduğum da burada. (Burası, burada, burayı hoffff) Ama daha çoğu insan blog nedir bilmezken blog tutmaya başlamış biri olarak camianın bu denli genişlemesinden aşırı memnunum. (Kocamla ona blog açmamı-dizayn etmemi istediği için tanıdıklıktan arkadaşlığa geçmiştik bu arada ahahahsdjk)

 

Velhasıl -sanırım- I AM BACK BABY!

 

#blogfırtınası