ben

Teeey Tey


ne blogun 2. yaşını kutladım(ağustos’ daydı); ne de yarın doğum günüm olduğu halde hafta içersinde bir “hediye alınabilineybıl şeyler listesi” yaptım bu sene.

2009′ dan nefret ediyorum. o kadar az güzel şey oldu ki bu sene.. 2008 ne güzeldi halbuki.. yine kötü şeyler vardı ama o kadar güzel şeyler oldu ki her şeyi unutturmuştu.. bu sene, kolejde çalıştığım zaman boyunca hayatı, sevdiğim herkesi ve her şeyi öyle ıskaladım ki, geriye dönme şansım olsa herhalde orası ile çalışmazdım. çünkü 10 aylık çalışma sonrasında benden bambaşka bir şey çıktı orada çalışmam neticesinde.. ne güzel insandım ben yahu; neşeli, fıkır fıkır.. yeri geldiğinde densiz, pervasız.. yine öyle olabilmek istiyorum. kimseye eyvallah etmeden, içimden nasıl geliyorsa öyle davranmak istiyorum. aslında en çok içimden eski halim gibi davranmanın gelmesini istiyorum..

bu sene, benim için kayıp geçmiş bir yıl olacak. 2009′ dan çıkmak ve mümkünse bir daha bu seneye dair bir şey hatırlamamak istiyorum. çok net.

doğum günü yazısı yazacaktım, nereye gitti olay; yılbaşına geldik.

neyse.. yarın doğumgünüm. her yıl içim kıpır kıpır olur normalde, bu sene de ölü balık gibi değilim çok şükür ama çok da voink modumda değilim açıkçası.

olsun. yine de, inandığım her şey için; gireceğim yaşın bana huzur ve mutluluk getirmesini temenni ediyorum kendim için. her şey “artık” güzel olsun ne olur..

*bu da kendime doğumgünü armağanım olsun..

“gözlerin
umutlardan bir haber veriyor..

aşık olacak gibisin,
gözlerinde atıyor kalbin,
ve bir eylül akşamında, yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun..
yürüyorsun.. yürüyorsun..

yorgunsun;
akan sudan daha çok yorgunsun..

yalnızsın;
bir damla kadar göl içinde yalnızsın..

aşka dönecek gibisin,
gözlerinde atıyor kalbin,
ve bir eylül akşamında yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun..
yürüyorsun.. yürüyorsun..”

Ödül

sevgili stuven beni ödüllendirmiş efenim. nasıl teşekkür edeceğimi bilememekle birlikte, öyle bir günde okudum ki yazısını, gökyüzümdeki kara bulutlar bir anda dağılıverdi. ummadık anda küçük sevinçler yaşamak çok güzel bir şey. varolsun.


şimdi, benim bu ödülü, 7 ayrı blogger arkadaşıma vermem gerekiyor..

and the ödül goes to;

* şahane röportajlar, muhteşem tespitler yaparak blogunda bunlara yer veren ranini‘ ye,

* canm karşim; benim tabirimle “güzel müzik bulucusu” gocuman insan os‘ a,

* en eski arkadaşlarımdan biri olma sıfatını hakkıyla yerine getiren canm ciğerim merope‘ a,

* ahiretliğim özlemben‘ e,

* az ve öz yazan, son derece temiz bir kalbe sahip “şeffaf” insan lisamariesimpson‘ a,

* yeni yeni okumaya başladığım, ancak üslubunu çok beğendiğim çok tuhaf günlük‘ e,

* ve son derece samimi yazılarıyla, beğendiği şeyleri paylaşmaktaki maharetiyle ve efendiliğiyle gönlümüzde taht kurmuş olan teletabi‘ ye,

gidiyor benden bu ödül.

***

bir de, sanırım cevaplamam gereken bir soru var bu ödülü verdikten sonra;

kendimle ilgili 7 ilginç şey nedir?

1- salatanın suyuna ekmek banmak fikri dişlerimi kamaştırır.

2- herkes beni çok sıcakkanlı zanneder, bense bir insanın samimiyetine inanmakta genelde çok zorlanırım. bu nedenle de hayatıma dahil etmem uzun zaman alır.

3- bebekken suya “mınım mınım” dermişim. bence çok tuhaf bu, zor çünkü. iki dakka insan olup, herkes gibi bu filan diyeymişim ya?

4- sıkılsam dahi bir kitabı yarım bırakamam.

5- bir evin temiz olduğunu anlamak için, diş fırçalarının bulunduğu kavanoz tipi şeyin içine bakarım. içinde pis su, iğrenç bir görüntü varsa ev sahibesinin pasaklı olduğuna inanırım direk.

6- eskiden herkesin kıçında gamze olduğunu sanırdım.

7- bulunduğum odada böcek görürsem, öldürme kısmı beni tiksindirdiği, böceğin kendisi de tiksindirdiği için, odayı uykusuz kalma pahasına terkederim. kapıyı kapatır, kapının altında delik varsa tıkar, başka bir odada konuşlanırım direk.

***

evet, sanırım ben üzerime düşeni yaptım.

İyi ki Doğmuş


bir taneciğim, sevgili sevgilim, cicim, biriciğim, kaymaklı ekmek kadayıfım, sinaritim, canımın içi, aşkımın doğum günü bugün ahali. kendisi balıklarla ve sualtı ile kafayı sıyırmış yarı-deli bir insan olduğundan, kendisine yukarıdaki balıklı-sualtılı pastayı armağan etmek istiyorum bu yüzden..

şaka bir yana, hep diyorum, yazacak ve söyleyecek çok şey var ama kelimeler yavan kalıyor ne yazık ki. ne zaman yazıya oturup bir şeyler yazacak olsam gökhan ile ilgili, durup dönüp aynı şeyleri yazıyormuşum gibi geliyor. o yüzden susuyorum, büyüsü bozulmasın.

hayatımda olduğun için çok mutluyum sevgilim. iyi ki doğdun. mutluluğumuz daim olsun. seni çok seviyorum..