Sevgili Yaz

Yazı düşünmek var, sıcağından leşliğinden bahsetmiyorum. Hayal kurmayı daha iyi bildiğimiz fakat elimizdekinin kıymetini bilemediğimiz yıllardaki yazı düşünüyorum. Hani denizden ne hikmetse erken döndüğümüz ya da belki daha denize inmediğimiz, çoluk çocuğun uykuya yattığı, arabadır motordur sesini pek duymadığımız, belki uzaktan geçen kayık, tekne seslerinin içimizde değişik heyecanlar yarattığı, kuşların o sıcakta nasıl bu kadar enerjik öttüğüne henüz şaşırmayı akıl edemeyecek kadar genç olduğumuz, zamanın çok yavaş aktığı öğleden sonra saatleri. Yazlıkta uzun, eski ve az biraz gıcırtılı kanepeye boylu boyunca uzanıp, anneannemizin dantel örerken açtığı türküleri dinleyerek uyukladığımız aksak ritimde geçen güzel zamanlar. O güzelim yazlıktaki eski püskü perdenin, öğle saatlerinde huşu içinde nadiren de olsa oynayışına duyduğum bir özlemle yazıyorum bunları. Güzel yaşadık, muazzam geçirdik çocukluğu ve gençliği. Çok şükür. Şimdi benim için huzur vesilesi olan bu tasvir, o günleri idrak ederken bu denli huzurlu gelmezdi hiç. Neden bilmem.

Soundtrack: İncesaz – Benimle Evlenir misin?