Mutluluk (mim)

yine yeni bir mim ile karşınızdayım efenim. sevgili nostatic hanımlar sağolsunlar pas geçmemişler beni. pek sevdiğim blogculardan biri nostatic. ruh-u müdafaa isimli blogunun hastasıyım, çok net. bunu da araya sıkıştırayım istedim.

mimimizin konusu mutluluk.. nedir bana göre mutluluk, mutlu muyum, nedir? hemen yanıtlamaya koyuluyorum.. madde madde yazmak istedim ben bunu nedense.. hadi bakalım.

***

sevgiyi hayatımın her yerinde; işimde, öğrencilerimde, patronumda, ailemde, sevgilimde, arkadaşlarımda, dostlarımda, hatta bazen hiç tanımadığım insanlarda hissedebilmektir benim için mutluluk. burada kendimi koltuğa uzandırıp çocukluğuma inmeyeceğim tabii ki, ancak birey büyürken, ebeveyni oluşturan taraflardan birinden sevgi görmediğinde, biliyorum ki bu o büyümekte olan birey 50 yaşına da gelse kapanmıyor sevgi açığı. bu nedenle, içinde sevgi olan her şey beni mutlu eder. sevildiğimi bildiğimde daha çok severim, hayata olan inancım, işimdeki motivasyonumdan tutun da, sabahları gözlerimi gülerek açabilmeme kadar her şeyimi etkiler. sevilmediğimi bildiğim ortamda durmam; insanların insanları sevmemesi hadisesi ise tamamen ayrı bir konu. 28 yaşındayım, hala “herkes herkesi sevmek zorunda değil..” gibi bir yaklaşımı kafam almıyor. açıkça kötülüğü dokunmamış herkesi severim çünkü. çok net. bu bir kaos benim hayatımda, hiçbir zaman farklı düşünebileceğimi sanmıyorum.

annemle ilgili her şey mutluluktur; kokusu, sesi, dokunuşu, özlediğim çokça zamana inat, ona kavuştuğum anların büyüsü. annem demek, mutluluk demektir benim için. çok net.

gökhan, nam-ı diğer foca fatihi.. sadece aşk değil mutlulukla özdeşleşmesinin sebebi benim için; hayatıma giren adamlar arasında, bir çok özelliğiyle farklı oluşu, hayata karşı duruşu, farketmeden beni hayatının içine alışı ve hayatıma girişi.. kelimelere dökmekte zorlandığım bir şey bu. öyle dokunulmaz, öyle çocuk saflığında ki.. “iyi ki” dedirten, mutluluk formülümün, benim için yıllardır tamamlanmayı bekleyen ana unsurlarından biri..

ince düşünülmüş şeyler.. sadece benim için değil, birilerinin, bir şeyleri kendileri için değil başkaları için yapıyor olduğuna şahit olmak; ne bileyim, bir çoklarının aklına gelmeyecek ayrıntılar misal.

emekle üretilmiş her şey. zira bence kazanılmış en büyük zafer, uğrunda çok yorulunmuş bir şeyin; bir işe yaradığını görmek.

çikolata. ya da içeriğinde çikolata olan bütün yiyecekler.. çok seviyorum!

inekli şeyler.. perdeden kupaya, klozet kapağına, kaleme varıncaya kadar. evim inekli şeylerle dolu. çok seviyorum!

pembe. kimseye anlatamasam da, bütün kız çocuklarının pembeye olan hastalığı gibi bir şey değil bu. başka bir şey. adı yok. çok seviyorum pembeyi! hem ben çocukken sarı manyağıydım bi kere.. hıh!

sürprizler. bayılıyorum güzel sürprizlere, ağzım kulaklarıma varıyor. sürpriz derken, illa ki somut hediyeler değil kastım. hiç beklemediğim anlarda yoluma çıkan-çıkartılan güzellikler.

birbirine çok aşık, ama aşkın tutkusuyla birbirini üzmeden, süper sevgili olabilen insanlar. hani ince ince örülmüş bir dantel gibi ilişkiler vardır ya, her iki tarafın da ruhunu okşar.. hah işte, illa benim yaşamam gerekmez; yaşanıyor olduğunu görmek bile beni mutlu eder. lise aşıklarından tutun da, 70lerini süren ama hala elele gezen çiftlere kadar geniş bir skala bu.. ne hoş.

çocuklar.. samimi sevgileri, menfaatsiz yaklaşımları.. korkmadan, dürüstçe söyledikleri, kimi zaman patavatsızca lafları.. yenidoğanın kokusundan tutun da, mama sandalyesinden yeni kurtulup eline kaşığını almış, sarsak sarsak yemek yemeye çalışırken üstünü başını kirleten; gülen çocuklar.. etrafında çocuk olan insanlar mutludurlar bence. evet.

şöyle bir yazdıklarıma baktım, genelinde sevgi var yazdığım maddelerin.. yapım gereği çoğu zaman huysuz bir insanım aslında. hani her allahın kulu der ya “tersim pistir” diye. bu öyle değil, bahsettiğim başka bir şey. benim aşil topuğum sevgi. sevgi olduğunda; eğer hissedebiliyorsam bunu, hayat bir başkadır gözümde, mutsuz olmam kolay kolay. onun için, şöyle diyelim; benim için mutluluk, içinde gerçek sevgi olan her şeydir.