Dyblog’ dan Gelen Mim

dyblog sahibi şevkibey amcasının gülü gelaek insanı beni mimlemiş seviyorum böyle şeyleri diye. iyi etmiş vallahi. hemen cevaplamaya geçelim.

1- bloguna neden bu adı verdin?

– olay aslında benim ekşi sözlük’ teki nickimin prettyinpink olması nedeniyle başladı. bir gün msn iletime, dışarı çıkarken “pretty in fink” yazdım. sonra saçma sapan bir anımda “pretty in sink”, kafam bozukken de “pretty in think” yazdım. bu böyle gitti bir süre. bu arada blogu açmıştım, ancak o zaman tanınmamak için başka bir takma ad(regina phalange) ve başka bir blog ismi kullanıyordum(filanji). sonra gün oldu devran döndü, sourberry’ de yayın yapmaya başladım. program ismi düşünürken bir arkadaşımla, o mu dedi ben mi dedim bilmiyorum, msn iletimden yola çıkarak “pretty in think” olsun programın adı dedik. sonrasında blogun adını da bu şekilde değiştirdim. sevdim çünkü çok, beni anlattığına inandım birebir.

2- blog yazarken star tribiyle istediğin, olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?

– genelde yazı yazarken, yazı hakkında düşünürken kahve&sigara ikilisi bana destek oluyor gibi gelir hep. kahve yoksa ice tea mango da olabilir şöyle buzlu buzlu. bir de, eğer içsel bir şey yazacaksam bir fon müziğim olmalı. evet.

3- en son satın aldığın garip şey nedir?

– miniş denilen bir şey var. oyuncak ama minicik böyle, son derece de sevimli. pet society’ deki heyvanlara benziyir. öğrencilerimden görmüştüm, çok istiyordum, oyuncakçı dükkanı olan bir arkadaşım var karşıyaka’ da, bir gün gittiğimde “abla sende miniş var mı?” dedim aniden; çıkardıkları içinden pembe kedi olanı seçtim ve aldım. pişman değilim. ama dalga geçeni sağlam oyarım.

4- şeker gibi olduğun anlar ne zamanlardır?

– bariz düşündüm ne yalan söyleyeyim. şeker gibi hiç olmuyorum sanırım ben, tabiatım böyle huysuzum. ama hayatımdaki her şeye güvenim ve en önemlisi kendime güvenim tam olduğunda şeker gibi oluyorumdur sanırım.

5- “arkadaşım artık sormayın şunları!” dediğin şeyler nelerdir?

– evlenmeyi düşünmüyor musunuz? rüyalara girenler’ de birincisin ne düşünüyorsun? sen şimdi kesin taşındın mı(ya da)/taşınacak mısın? röh diyorum röh. düşün lan yakamdan. hayır sanki evlenirsem bunlara yarayacak, rüyalara girenler bir nedir ayrıca? ha bir de, taşındım evet, taşınacaktım, hala algılayamayan var, inanamıyorum.

6- seksin sendeki rengi nedir?

komple yıldızlı siyah bir gece rengi. evet.

7- aynaya bakınca gördüğün nedir?

– olgunlaşmakta çok zorlanan, dünyaya, insanların dürüstlükten uzak, yapmacık hallerine hala alışamamış; herkesi kendisi gibi açık ve içten zanneden; sürekli huzursuz bir varlık. kısacası “ben bu dünyaya bir türlü alışamadım, bu yüzden insan içine karışamadım..”

8- kendini okutan blog dediğin bloglar hangileri?

– açıkçası “pretty in reading” kısmındaki bütün blogları güncellendikçe okuyorum. eğer bayan, sıkan birileri olursa çıkarıyorum listeden. o yüzden bi zahmet kimleri okunası bulduğumu bilmek için lütfen o listeye göz atınız, tek tek yazamiciim.

9- bu blogun sahibi/sahibesi ile karşılaşabileceğin yerler nerelerdir?

– eskiden olsa kadıköy ve taksim derdim hiç düşünmeden. şimdi genellikle karşıyaka ve bostanlı; nadiren de alsancak diyebiliyorum.. sonracığıma sanal ortam var. ekşi sözlük, mail, facebook, twitter, friendfeed filan. bulursun sen bir yolunu bence.

***

evet, bu kadardı sorularımız. şimdi gelelim mimi paslamaya;

sevgili “ben” telaşları, fuu ! ve günay doğan! mimlendiniz anacım!